Fütüvvet Ağacı ve İnsan
- Merve Uzgur
- 12 Mar
- 2 dakikada okunur
Fütüvvet Ağacı: İnsanın Özü

Her varoluş bir sebebe, her sonradan zuhûra gelen ise bir yaratıcıya muhtaçtır. Zerreden külle yaratılan her varlık bir sebep doğrultusunda zuhûra gelir. İlmin ve bilmenin varlığı da insan için birer sebeptir, ‘zâhiri vâsıta’dır. İnsan; Allah’ın ahlâkı ve ilmi ile donatılarak yaratılmıştır. Allah’ın ahlâkı Kur’ân’dır ve Kur’ân; insanı bâtındaki gâyesine, mânevî değerlerine erdemlerine ulaştıracak yegâne yol ve vâsıtadır. İnsan Kur’ân ile ilmin, aklın, idrâkın gerekliliğini keşfedebilir; anlamanın, bilmenin O’ndan geldiğini ve yaratılmışların içerisindeki hakîkatini, özünü idrâk edebilir. Zirâ insan; yaratılış hikmetinde sevgiyi barındırır ve güzel ahlâk üzere yaratılmıştır. İnsanın özünü, ağacın özüne benzeten Mevlâna’nın da ifâde ettiği gibi ağacın bedeninden yeşeren yapraklar ne türden ise ağaç da o türdendir. Fütüvvet anlayışının ahlâkî olarak işlevselliği de bu noktada devreye girmektedir. İnsan yaratılışı gereği ahlâkî güzellikleri fıtratında barındırmaktadır. Kur’ân bu hususta insanoğlunu ahlâkî değerleri, emir ve yasakları bilen toplumlar meydana getirmesi konusunda bilgilendirmiş ve sorumlu tutmuştur. Yüce Allah, bu sorumluluğu; dağların, arzın ve semanın üstlenmekten çekinmesi üzerine insan canlısına emânet etmiştir. Emânet bir mânâda da; Allah’ın ahlâkını hakkı ile taşıyacak, yaşayacak ve yaşatacak insanı anlatır. Hz. Muhammed(s.a.v), âlemlere rahmet olarak gönderilerek bu emânetin hakîkatini, Allah’ın ahlâkını yüklenmiş ve onu yaşantısıyla insanlığa anlatmış, böylece yaratılış zincirinin ilk ve son halkası mesabesinde olmuş, ilâhî irâde ortaya çıkmıştır. Emânetin bir diğer hakikati de hizmettir. Hizmetten maksat, hem zâhirî hem de bâtınî mânâda hikmetin anlaşılması üzerine gerçekleştirilmesi gereken fiildir yani güzel ahlâktır. “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır” anlayışını taşıyan her insan aslında yaratılış sebebine hizmet eder.

Hizmetteki hikmeti, Hz. Âdem’in dünya âlemine gönderiliş sebebi üzerinden idrâk etmeye gayret etmek yerinde olacaktır. İbnü’l-Arabî’ye göre, “insanın fîîli kemâlini belirleyen husûsiyetlerden birisi, ilâhî emâneti yüklenen varlık olmasıdır.” Hz. Âdem; cennette arı, duru bir hal ile bulunurken kendisine yasaklamış olan meyveden yemesi üzerine Allah onu dünya hayatına göndererek dünya âleminde karşılaşacağı hikmet ve imtihanların ilkini, cennet âleminden dünya âlemine geçişine sebep kılmıştır. Dünyayı teşrif eden Hz. Âdem, yer âleminden gök âlemine evvelden âhire kadar her zerreye hikmet tohumunu ekmiş, hizmetin meyvesini tüm mahlûka sunmuştur. Her canlı bir gâyeye hizmet etmektedir. Ancak en temel gâye Hakk’ın rızâsı doğrultusunda ilerlemeye gayret eden bir kul olabilmektir. Hz. Âdem, Hakk’ın kendisine bahşetmiş olduğu isim ve sıfatların tecellîsinin kuvveti ile Hakk’ın halifesi ve vedîasıdır. Bezm-i elestte ruhu üflenmiş, “ol” emri ile hayat bulmuş ve o şerefe nâil olan her insan dünya hayatında köklenen yeşeren ve yetişen ağaçlara benzer. Fütüvvet; işte bu yeşeren ve yetişen ağaç köklerini, yani insan tabiatını; âlem, insan ve tevhîd eksenli bir temel ile geliştirme ve olgunlaştırma görevi görür. Burada âlemden maksat, fetânın kesrette vahdeti bulmasıdır. İnsandan maksat; ahlâk ve erdem hasletleri ile Hakk’ın tecellisine mazhar olan kimse, yani fetâdır. Tevhîdden maksat ise; âleme âit ve Hakk’a ait olan hakîkatlerin insanda mevcûd olmasıdır. Bu anlamda fütüvvet ağacı ve insanın özü, ağaç sembolü üzerinden incelendiğinde; köklerinde islâm, îman, ihlâs, ihsân ve îkān’ı; özünde insanı, hakîkatte de tevhîdi temsil etmektedir. Ağaç figürünün her bakımdan özelliklerinde insanın yetişmesi, gelişmesi ve olgunlaşması ile benzerlik göstermesi fütüvvet ahlâkı ile birleştiğinde tam bir tekâmül sürecini îzah etmektedir.
"Allah’ın nasıl bir misal getirdiğini görmedin mi? Güzel sözü, kökü sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzetti" (İbrahim Sûresi -24)



Yorumlar