Fütüvvet Ağacı ve İnsan İlişkisinde Din
- Merve Uzgur
- 14 Mar
- 3 dakikada okunur
İnsan-Ağaç İlişkisinde: Olgunluk, Kutsallık, Kültür
Din; insan yaşamını yüksek seviyeden müstesna bir biçimde anlamlandıran ve yönlendiren inanç bütünlüğüdür. Kavram olarak; “insanların yaratıcı olarak kabul ettikleri üstün güce olan îmanlarını, ona yapacakları ibadetlerin bütününü ve bu îmana göre davranışlarının nasıl olması gerektiğini düzenleyen inanış yoludur.” Bu açıdan bir değerlendirme yapıldığında din ile davranış modeli olan ahlâkın arasında oldukça kuvvetli bir bağ olduğu neticesine varılmaktadır. Kadîm olan zamandan bugüne dek var olan toplumlar ahlâkî bir anlayış ile süregelmişlerdir. Fütüvvet ağacı ve insan ilişkisinde, ağacın dinî bir perspektiften incelenmesinin sebebi de; hem bu ahlâkî yapının insan üzerindeki olgunluğu temsil ettiğini hem de köken, karakter ve mizaç bakımından insanın sosyo-psikolojik yapısına işâret ettiğini ifâde etmek içindir. İnsanın zâhirî, sosyal ve mânevî yaşamı, ruh dünyası ile doğrudan ilişkilidir. Din ve mâneviyat bağı ile değerlendirilen bu ilişki, insanın sosyal ve bireysel yaşamında doğru davranış modelleri sergilemesi ile daha sağlıklı ve huzurlu olması noktasında bilimsel olarak da kabul görmüştür. Bu davranış modelleri başkalarına yardım etme, erdemli olma ve bunları yaparken karşılık beklememe olarak kabul edilir. Belirtilen ahlâkî davranışlar dinî ve mânevî çerçevede yaşanırsa insan ahlâkî olarak gelişebilir sonucuna varılmıştır. Bilimsel anlamda yapılan bu değerlendirmede belirtilen davranış modelleri, ağaç sembolünde insanın ahlâkî olgunluğunu, kemâlâtını temsil etmektedir.

Eski çağlardan beri devam edip gelen bir kutsallık anlayışının da resmi olan ağaç; dünyanın yaratılışından itibaren var olan bir olgudur. Eski Türkçede; yıġaç- ıġaç olarak, günümüz Türkçesinde de; “kökü toprak altında kalan, gövdesi yukarıya doğru yükselen ve gittikçe incelerek dallara ayrılan, uzun ömürlü bir bitki türü” olarak târif edilir. Ağaç ve insanın kemâlâtı; din ve mâneviyat ilişkisi bakımından bilimsel olarak izâh edilebilirken; seciye ve mizaç, insanın olgunluğu gibi karakteristik özellikler, kültür kavramı üzerinden de îzah edilmektedir. Zirâ kültürel farklılıklar; mâneviyâta ve ruh sağlığına doğrudan etki eden unsurlar olarak görülmektedir. Bu sebepten ağaç; birçok anlayış ve inancın anlam karşılığında ulvî bir noktada durmaktadır. İslâm öncesi dönemde toplumlar ağaç unsurunu mitoloji dünyasının öne sürdüğü ritüellerde ve doğada var olan varlıklarda aramıştır. Ağacın bir bitki türü oluşu yalnızca tabîata ait olduğu anlamına gelmemektedir. Toprağın nimetlerinden faydalanan, yağmur faktörü ile yeşerip gelişebilen hatta yaş alabilen bir canlı olarak varlığını sürdüren ağaç, inanç noktasında toplumlarca farklı bir mânâya büründürülmüştür. Fütüvvet ağacı ve insan ilişkisinde ağaç sembolü bir anlamda da insanı; ‘maddî-mânevî değerlerin farkındalık derecesi’ üzerinden temsil eder. Dinin insan hayatındaki alanının özel bir noktada oluşu göz önünde bulundurulduğunda, bu farkındalık doğrudan bireyseldir. Bu anlamda olgunluk derecesi ile paralel olarak gelişen farkındalık hali de inanç, mâneviyat ve din ile olan bağın referans noktasında duran ‘kutsiyet’ kavramında yani insanın; kutsalı arama, değerli olanı arama yolunda başvurduğu inançta mevcuttur.
Her insan doğuştan bir inançla dünya âlemine gelmektedir. İnsan canlısı var olduğu günden günümüze dek yaratılışının kutsiyetini, mâhiyetini aramıştır. Dinin insan üzerindeki etkisi de bu arayışla devreye girmektedir. İnsan sosyal bir canlıdır, yaratılışı gereği toplum içerisinde bu özelliğini hakkıyla gerçekleştirmesi yani cemiyet içinde sulh ve adalet ile var olması da dînî bir perspektif üzerinden değerlendirildiğinde ancak mânevî terbiye ve nefsiyle verdiği mücâdele ile mümkündür. İnsanın doğru ve ahlâklı bir biçimde yaşayabilmesi, kötü alışkanlık ve davranışlardan uzak durabilmesi için öz denetim, temel bir erdemdir. İnsan eğer bu mücâdeleyi verirken gerekli bilince, öz denetime, temel erdeme, sahip değilse; ahlâk dışı davranışların meydana gelebileceği bilimsel olarak gözlemlenmiştir. Yaratılan her insanın bir inançla dünyaya gelmesinden maksat nefis ile verilen mücâdelede alınması gereken mânevî eğitim ve destektir. Fütüvvet ağacı ve insan ilişkisinde dîn, bu mânâda mânevî eğitimin sembolik bir yansımasıdır. İnsanın bâtınî gelişimine verdiği desteği de, fütüvveti ve ahlâkını olgun bir biçimde yerine getirebilmek için birtakım ahlâkî değerlerin varlığından haberdar etmektir.
Dinî ve mânevî perspektif; ağaç unsurunun insanın zâhirî ve mânevî dünyasıyla özdeşleşmesinin izâhını anlama yönünden önem arz etmektedir.



Yorumlar