Yaşam Döngüsü: Uzaklık Bilinci
- Ayşegül Uzgur

- 4 Mar
- 2 dakikada okunur
Uzaklık Bilinci Duygusu Nasıl Gelişiyor?

Uzak ile yakın arasındaki mesafeyi ne belirler? Bu soruların elbette bilimsel bir açıklaması vardır ancak asıl mesele insanın ne ile ilgilendiğidir. Neyden uzak olmak istediği veya neye yakın olmak istediğidir. Neye inanmak istediği veya ne ile ikna olduğudur. Gerçeklik elde etmenin yolunda olan insan; elde edilebilme derecesine göre uzağı ve yakını tarif ederken, vücut gözü ile şahitlik ettiğini görebildiğini aksi halde göremediğini belirtir. Sadece teorideki tarifleri onlarca olan bu kavramların, pratikteki anlamları incelenmeye değerdir. Çünkü kavramlarda, beşeri karakterle ilişkili ve doğru oranda ilerleyen bir hal söz konusudur. Günümüzde artık çoğu insan somutun, elde edilebilirliğin peşi sıra gidiyor. Ancak tatmin olma ve ikna olma duygusu, takip etme ve takip mesafesiyle doğru orantılı gitmiyor. Oysaki ‘uzak olma’ bilinciyle ‘uzak kalma’ bilinci arasında fark vardır. Zaman mekan ve sebep üçgeninde dönen bu hal ve hadisenin, insan nezdinde sanki hep bir imkansıza ulaşma arzusuyla hareket edildiği anlayışı yatar. Halbuki olay sadece bu üçgenin açıları içerisinde gerçekleşir. Kimi insana bu açılar uymadığında uzak olmanın duygusu, açılara uyumlanamadığında da uzak kalma duygusu ağır basar.

Peki Görünen ile Görünmeyen Arasındaki Farkı Ne Belirler?
İnsan, bedensel uzaklığın ıstırabını; ruh, gönle uzak kalmanın ıstırabını yaşar. Beden uzak olmanın, ruh uzak kaldığının acısını yaşar. Her ikisinin kavuştuğu bir olduğu noktayı ise sevgi belirler. Göz görmeyince gönül katlanırsa, ruhun uyumlanamadığı duygu durum ve sebepler uzak kalmayı normalleştirir. Normal, normlarımıza etki eder normatif davranış ve tutumlar oluşturursa da; insanın ıstırabı yani ruhuna, aklına ve zihnine gelen zahmet, rahmete dönüşü reddeder. Bu sefer zamansal uzaklık görünen, nedensel uzaklıklar görünmeyen yakınlıkları getirir. Oysaki sevgi, şefkat, merhamet, tahammül, saygı gibi normlar asl olan normallerimizdir. Bizlere yakınlığı getirenlerdir. Uzaklarda arama, zaten içinde diyenlerdir.
Dikkatimiz ruhumuzun ne ile meşgul olduğu, aklımızın neye yakın olduğu, ruhumuzun neyin içinde olduğuna olmalıdır. Kulak verelim o sese.
Zirâ her insan biriciktir, şahsına özeldir, kıymetlidir.
Neye Uzak Olduğumuz Neye Yakın Olduğumuz ya da Neyin İçinde Bulunarak Görme Eylemini Gerçekleştirdiğimiz Tam Olarak Ne ile İştigal Ettiğimizle Doğrudan İlişkilidir.
Uzaklarımızı yakına çevirebilme fırsatı olan bu mübarek ay, umarım zahmetlerimizin rahmete dönüşü için bir kapı olur.



Yorumlar