Fütüvvet Ağacı ve Kur'ân
- Ayşegül Uzgur

- 1 gün önce
- 4 dakikada okunur
Tevhid Ağacı ve İnsan
İnsan; Hakk’ın isim ve sıfatlarını taşıyan bir cevherdir. İlâhî isim ve sıfatları, Allah’ın kelimelerini toplayan “kelime-i câmia” olması yönü ile de Kur’ân gibidir. Tevhîd ağacı ise, isim ve sıfatların fetânın karakteri olan fütüvvet ahlâkına yani bilfiile tebdilini târif etmektedir. ‘Kuvve ve fiil’, Allah’ın yaratmış olduğu insan karakterinin, ahlâkî davranış modelleri ile hemhal olmasıdır. Ancak bu şekilde insanın fıtratındaki ilâhî isim ve sıfatların hakîkati açığa çıkar. Zirâ insanın Hakk’ın suretinden yaratılmasının mânâsı; “insanın Hakk’ın kemâl sıfatlarını toplayacak potansiyele sahip olması ve insanın fiilî kemâlâtını tâyin eden özelliklerin arasında ilâhi emâneti yüklenmesidir. İnsan böylesine büyük bir mesûliyetin üstesinden ancak güzel ahlâk ve yaşadığı hayat içerisindeki amacının kemâl sıfatlarını öğrenerek, bu sıfatları bilfiil hale getirmesiyle gelebilir. Allah Kur’ân’da kuvveden fiile ağacın faydasından, hakîkatinden ve tevhîdî yönünden bahsetmektedir. Ağaç kavramı olgunluğun sembolü olarak; Kur’ân’da insanın hakîkatine zâhirî ve bâtınî anlamda sağladığı fâide ile Tîn sûresinde, güzel ahlâk ile Nur sûresinde, tevhîdin sembolü olarak ise İbrahim sûresinde yer alan âyetlerde zikredilmiştir. Yüce Allah, Tîn sûresinin ilk âyetinde; ‘incir’ ve ‘zeytin’ meyvelerine yemin eder. İncir meyvesine, zâhirî mânâda sert çekirdek yaratmayıp kolay tüketim sağlamış; bâtınî fâidesinde ise insanın tabiatının mutedil olmasına yardımcı olmuştur. Zeytin meyvesi için zâhirî mânâda; aydınlanma, koku gibi alanlarda kullanım olanağı sunmuş; bâtınî mânâda da şerefli bir ağaç olduğunu işâret etmiştir. İbn Acîbe, tefsîrinde âyetin tasavvuftaki işâretlerini târif ederken İmam Kuşeyrî’nin şu ifâdelerini baz almıştır: Yüce Allah, bu sûrede dört şeye yemin etmiştir. Bunlardan birincisi kalptir. Âyette zikredilen tîn kalbe işâret eder. Kalp mâsivâdan temizlendiği vakit ondan mânevî güzellikler zuhura gelecektir. İkincisi ruhtur. Zeytin meyvesi ile işâret edilen insânî ruhtur. Bu ruh, Hakk’ın sırrının nuru ile tenevvür ettiğinde insanda kemâlât zuhura gelecektir diyerek, kemâlâtın ruhta meydana gelişini de Nur sûresinin 35. âyeti üzerinden târif etmektedir.

Fütüvvet ağacı ve Kur'ân, hem ilâhî hem de insanî hakîkatin bir nuru olarak anılmaktadır. İbn Acîbe, Nur sûresinde geçen nur kavramını mânevî olarak târif etmektedir. Ona göre insanın kulluk hükmü üzerine güzellikler açığa çıkıyor ise bu nura İslâm nuru, delil yolu ile Hakk’ın zatına ve kemâline ait vasıflar zuhura geliyor ise îman nuru, müşâhede yolu ile Hakk’ın zatının hakîkati ve sırrı zuhura geliyor ise de, bu nura ihsân nuru denilmektedir. Ağacın hakîkatindeki çekirdek ve meyve ilişkisinde daimi olarak süregelen güzelliklerin vuku bulması gibi, kalpte de nur üstüne nurun zuhura gelmesini; îman nurunun İslâm nuruna veyahut da ihsân nurunun îman ve İslâm nuruna katılması olarak târif eder. Kuşeyrî, Nur sûresinin 35. âyetinde ifade edilen “Nur üstüne nur…” dan maksadın Hz. Muhammed’in(s.a.s) kalbi olduğunu, onun mârifetinin nurunun bir ağaçtan tutuşturulduğunu, o ağacın Hz. İbrahim’i işâret ettiğini anlatır. Zirâ Hz. Muhammed(s.a.s), İbrahim dini üzeredir. Allah, İbrahim sûresinin 24. âyetinde; Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir. Bu ağaç Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misal getirdi… buyurmuştur. İbn Acîbe âyetin tasavvufta işâret edilen hususlarını şu şekilde açıklamaktadır: Temiz ve hoş kelâm kelime-i tevhiddir. Hoş ve güzel kokulu ağaç ise îman ağacıdır. Bu ağacın hakîkati kalbe yerleşen tevhiddir. Âyette zikredilen ağacın mâhiyetine de detaylı olarak açıklık getirmiştir. Fütüvvet ağacının yaprak bölümünü “mendup ve müstehablardır, İslâm dinince kabul gören ve İslâm dînînin prensiplerine uygun olan ahlâkî güzelliklerdir, ağacın gövdesi farz ve vaciplerdir, dalları ise sürekli yerine getirilen sünnetlerdir” şeklinde târif eder.
Kuşeyrî ise âyetin tefsîrinde ağacı, hem tasavvufi yorumunu hem de yukarıda belirtilen kuvveden fiile geçiş halini kapsayan şekliyle şöyle târif etmektedir: “Ağacın kökü mârifet iken îman, deliller ve burhanlar ile tashih edilmiştir. Onun dalları sâlih amellerdir. Bunlar, farzları yerine getirmek ve günahlardan kaçınmadır. Vacip olan ise, ağacı ona zarar verecek işlerden korumaktır… Ağacın yaprakları kulluğun âdabını yerine getirmek iken, çiçekleri güzel ahlâktır.” Güzel bir söz’den maksat kelime-i tevhîddir. Ağaç’tan maksat; tevhid ehlinin sırlarını dünyevî arzu ve isteklerden kurtararak, Hakk’tan uzaklaştıracak işlerden korumaktır. Ağacın meyveleri ise çeşit çeşittir. Böyle bir çeşitlilik insanın seyr ü sülûk yolunda tebdiline yardımcı olacak olan halleri temsil etmektedir. Tevekkül, teslimiyet, muhabbet, rızâ gibi ahlâkî hasletler bu hallere misal verilebilir. Kur’ân-ı şerif; tüm insanlığın hidayeti için ihsândır. Her bir sûre her bir âyet ayrı ayrı hikmetler barındırmaktadır. Semâvî perspektif başlığının maksadı da bu hikmeti, ağaç sembolü üzerinden idrak etmeye gayrettir. Ağacın kutsiyeti fütüvvet kavramı ile izah edilebilirken, fütüvvet ağacı kâinat üzerinden tarif edilebilmektedir. Bu kutsiyet üzerine Muhyiddin İbnü'l-Arâbî hz. insan canlısının ağaç ile olan ilişkisini şu sözlerle ifade etmiştir: “Kâinata, oluşuna, olanlara ve içinde tedvin edilen hikmete baktım… Gördüm ki: Bütün kâinat tümden ağaçtan ibaret. ”Yukarıda zikredilen ayetlerde meyve ve çekirdek dönüşümü içerisinde birbirini nûr, fayda, güzel söz ve daha nice güzellikle tamamlayan unsurlar üzerinden ağacın hakîkati zikredilmektedir. İbnü’l-Arabî’nin de ifade ettiği gibi; “kâinat tümden iki unsurdan zuhura gelmiştir. Bu iki unsur da: Kün (Ol) emri üzere meydana gelmiştir.” Gelmeye devam etmektedir. Zuhura gelen Allah’ın isim ve sıfatlarıdır. Varlığın yaratılmasındaki hikmet de bu sıfatların ve isimlerin tecellisini sağlamaktır.
Yüklendiğimiz ahlaki davranış modelleri, taşıdığımız emanetlere karşı da aynı sorumluluğu taşımaktadır. Hakk'ın her bir ismi ve sıfatı bir model olarak her birimizde tecelli etmekte, bizler bu tecellileri temsil eden birer kainat ağaçlarıyız. Meyvelerimiz çeşit çeşit. Çeşitliliğimiz iklimlerimize göre yerini bulmakta.
Hakkını, Hakk ile verme niyeti ve duası ile...



Yorumlar